Bu tez 20. ve 21. yüzyıl felsefesinde metafiziğin geçirdiği eleştiri ve dönüşüm
süreçlerinin din felsefesi üzerindeki etkilerini analitik ve kıta felsefesi gelenekleri
bağlamında karşılaştırmalı bir yaklaşımla incelemektedir. Mantıkçı pozitivizmin dil
analizi yoluyla metafiziği anlamsız ilan etmesi ile Heidegger’in Batı metafiziğine
yönelik ontolojik eleştirisi, din felsefesinin rasyonel zeminini sarsmıştır. Ancak 20.
yüzyılın ikinci yarısında her iki gelenekte de yaşanan ‘metafizik dönüş’, din …
Read moreBu tez 20. ve 21. yüzyıl felsefesinde metafiziğin geçirdiği eleştiri ve dönüşüm
süreçlerinin din felsefesi üzerindeki etkilerini analitik ve kıta felsefesi gelenekleri
bağlamında karşılaştırmalı bir yaklaşımla incelemektedir. Mantıkçı pozitivizmin dil
analizi yoluyla metafiziği anlamsız ilan etmesi ile Heidegger’in Batı metafiziğine
yönelik ontolojik eleştirisi, din felsefesinin rasyonel zeminini sarsmıştır. Ancak 20.
yüzyılın ikinci yarısında her iki gelenekte de yaşanan ‘metafizik dönüş’, din felsefesi
için yeni imkânlar yaratmıştır. Tez, bu süreci üç ana bölümde analiz eder. İlk bölümde,
metafiziğin hem analitik hem de kıta felsefesinde maruz kaldığı eleştiriler incelenir.
İkinci bölümde, analitik felsefede başta Quine ve Kripke’nin çalışmaları, kıta
felsefesinde ise postyapısalcı düşünürlerin katkılarıyla metafiziğin yeniden meşruiyet
kazanması ele alınır. Üçüncü bölüme gelindiğinde bu metafizik dönüşümün din
felsefesini nasıl yeniden şekillendirdiği, Alvin Plantinga’nın analitik din felsefesi ve
Jean-Luc Marion’un fenomenolojik Tanrı anlayışı örnekleri üzerinden değerlendirilir.
Araştırma, metafizik eleştirilerinin din felsefesini epistemolojik ve varoluşsal açıdan
radikal bir sorgulamaya yönelttiğini ancak metafiziğin yeniden inşasının bu disipline
yeni kavramsal ve metodolojik araçlar sunduğunu göstermektedir. Nihai olarak, bu
çalışma metafizik ve din felsefesi ilişkisinin zorunlu bir bağımlılık yerine, tarihsel ve
diyalektik bir etkileşimle disipliner sınırları nasıl esnettiğini ortaya koymaktadır. Bu
analiz, çağdaş felsefenin karmaşık manzarasında din felsefesinin konumunu
aydınlatmayı amaçlamaktadır.
-----
This dissertation examines the critique and transformation processes undergone by
metaphysics in twentieth and twenty first century philosophy. Explores their impact
on the field of philosophy of religion through a comparative approach within the
contexts of the analytic and continental traditions. The logical positivist dismissal of
metaphysics as meaningless via linguistic analysis, together with Heidegger’s
ontological critique of Western metaphysics, destabilized the rational foundations of
the philosophy of religion. Yet, the “metaphysical turn” that occurred in both traditions
during the latter half of the twentieth century generated new possibilities for the
discipline. The study analyzes this process in three main parts. The first explores the
critiques to which metaphysics was subjected in both analytic and continental
philosophy. The second addresses the re-legitimation of metaphysics, as seen in the
analytic tradition through the works of Quine and Kripke, and in continental thought
through post-structuralist thinkers. The third evaluates how this transformation
reshaped the philosophy of religion, exemplified by Alvin Plantinga’s modal
ontological argument and Jean-Luc Marion’s phenomenological conception of God.
The study demonstrates that the critiques of metaphysics prompted a radical
epistemological and existential interrogation of the philosophy of religion, while the
reconstruction of metaphysics provided the discipline with new conceptual and
methodological tools. Ultimately, this study reveals that the relationship between
metaphysics and the philosophy of religion is not one of necessary dependence, but
rather of historical and dialectical interaction—an interplay that stretches disciplinary
boundaries. This analysis seeks to illuminate the position of the philosophy of religion
within the complex landscape of contemporary thought.